Demokrat Gazetesi
  Demokrat GazetesiDemokrat Gazetesi  

 
Aşı karşıtlığı tüm toplum için tehdittir 10.08.2018

Koruyucu sağlık hizmetleri arasında en etkili olan uygulamanın halen aşılama olduğu önemle ifade edildi.

 

 “Aşı; insan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri v.b. mikropların hastalık yapma karakterlerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı zehirlerin (toksinler) etkilerinin ortadan kaldırılarak, geliştirilen biyolojik maddelerdir.

Aşı, insanları hastalıklardan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır” diyen Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu’ndan gazetemize yapılan açıklamada aşı karşıtlığına dikkat çekildi. Açıklamada şu bilgiler aktarıldı:

 

 

 

“Çocuklarımız önlenebilir hastalıklardan kızamıktan, veremden, boğmacadan ölmesinler, çocuk felcinden sakat kalmasınlar.”

 

Çok ciddi bir halk sağlığı sorunu yaratabileceği defalarca kez belirtildiği üzere ülkemizde “Aşı reddi sayısındaki artış” çok önemli boyutlardadır.

Mutlaka ve kararlılıkla aşı reddi nedenlerinin üzerine gidilmesi gerekir.

Koruyucu sağlık hizmetleri arasında en etkili olan uygulama halen aşılamadır. 1981 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan genel bağışıklama programı ile aşı ile korunabilir 6 hastalığa karşı 12-23 aylık bebeklerin %90’ını tam aşılı hale getirmek ve her aşı için ülke genelinde % 95 bağışıklama oranlarına ulaşılması ve sürdürülmesi hedeflenmiştir.

Bağışıklama politikalarındaki politik irade, toplum tabanlı sağlık örgütlenmesi (sağlık ocakları - 224 sayılı sosyalizasyon yasası) ve birinci basamak sağlık çalışanlarının özverili ve etkin çalışmaları sayesinde halktaki aşıya karşı tüm önyargılarla tereddütler giderilerek önemli başarılar elde edilmiştir.

Sağlık çalışanları uzun yıllardır şehirlerde, köylerde, yollarda, devletin ulaşmakta güçlük çektiği yerlerde bağışıklama hizmeti sunmuşlar ve hatta dillerini bile bilmedikleri insanlara ulaşarak bebekleri, çocukları aşılamışlardır.

Çocuk felci ve kızamık hastalıklarının yok edilmesiyle sonuçlanan bu başarı sürecinin devamı ne yazık ki sağlanamamış, aşı ile önlenebilir hastalıkların görülme sıklığı ve aşılanamayan nüfus giderek artmıştır.

TNSA verilerine göre Genişletilmiş Bağışıklama Programı hedefine uzaklık 2008’de %9.5 iken 2013’de %15.9’a yükselmiştir. Bebeklerimizi aşı ile önlenebilir hastalıklara karşı dirençli kılmada başarı 2008’e göre %8 azalmıştır.

 

Salgınlara dikkat!!!

Ülkemizde, 2011-2013 yıllarında kızamık salgınları yaşanmıştır.

Bağışıklık oluşturulamayan, aşılanamayan ve aşıyı reddeden herkes hastalanma riskiyle karşı karşıyadır. Salgın yönetimini yapacak kurumların altyapısının sağlanmaması önümüzdeki yıllarda aşı ile önlenebilir hastalıkların oluşmasına uygun bir zemin hazırlayacaktır.

Dünyada sadece kızamık aşısının yapılmaması dolayısıyla her saat 13 çocuğun yaşamını yitirmektedir.

Aşılarla ilgili kanıtlanmış hiçbir ciddi yan etkinin olmadığının altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Aşı yapılması, kişinin ya da ebeveyninin; bilimsellikten uzak, kanıtlanmamış bilgiler ve yanlış inançlar doğrultusunda aldığı keyfi kararlarına bırakılmamalıdır. Toplum sağlığı açısından ileride bu kararların geriye dönüşü olmayan sorunlara neden olabileceği unutulmamalıdır.

 

Anayasa Mahkemesi 26 Ekim 2016 tarihinde mevcut yasalar doğrultusunda çocuk felci dışındaki aşıların zorunlu tutulamayacağı yönünde bir karar almıştır. Bu karar aşılama konusunda yasal bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türk Tabipleri Birliği1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda ve Türk Ceza Kanunu’nda konuyla ilgili değişiklik önerileri hazırlayarak TBMM’ye  ve Sağlık Bakanlığına sunmuş olup, bir an önce yasalaşması sağlanmalıdır.

 

Sonuç olarak;

Bağışıklama hizmetleri, aşının üretiminden uygulanmasına kadar bütün süreçleriyle ve aşıyı uygulayan sağlık çalışanları ve sağlık kurumlarıyla bu hizmetin götürülmesi gereken hedefnüfusuyla bir bütün olarak örgütlenmesi ve yönetilmesi gereken bir süreçtir. Bu anlamda Sağlık Bakanlığı’nın, gerek sağlık hizmetlerinin örgütlenmesinde, gerekse mevzuatta gerekli düzenlemeleri yapması ve acilen önlemler alması gerekmektedir.

Ülkemizde kamunun aşı üretiminde ve geliştirilmesinde daha etkin rol alması aşıya olan güveni arttıracaktır.

Başarılı bir bağışıklama hizmeti toplum katılımının ve etkin bir sağlık eğitiminin gerçekleştirildiği, bütüncül ve toplum tabanlı bir sağlık örgütlenmesi ile mümkündür.

Birinci basamakta bugüne kadar gerçekleştirmek için uğraştığımız hayallerimizin ve bu uğurda harcadığımız emeğin peşinde olacağımızı belirtiyor ve aynı iradeyi Sağlık Bakanlığı’ndan bekliyoruz.


 



Önceki Haber   Sonraki Haber
© 2015 DEMOKRAT GAZETESİ
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.