Demokrat Gazetesi
  Demokrat GazetesiDemokrat Gazetesi  

 
iYi PARTi GÜCÜNÜ MiLLETTEN ALIYOR 13.01.2018
Genel Başkanlığını Meral Akşener'in yaptığı İYİ PARTİ'nin Balıkesir İl Başkanlığı kuruluşunu tamamlamasının ardından basının karşısına çıktı. İl Yönetiminin yanı sıra ilçe yönetimlerinin de katıldığı bir törenle Atatürk Anıtı'na çelenk sunan İYİ Parti İl Başkanı Nedim Tuna açılış sonrası partisiyle ilgili olarak açıklamalarda bulundu.


İYİ Parti'nin aklı ve milli çıkarı politikalarının merkezine koyan bir parti olduğunu belirten Tuna, partilerinin merkezinde insanı olan ve insana güven ve saygıyı ilke edindiğini, insanların özündeki inancın ve özgür düşüncesinin teminatı olduğunu söyledi.
Partisinin 5 hedefi olduğunu açıklayan Tuna, bu hedefleri özetle şöyle sıraladı:
MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK
“Türk toplumu AKP'nin ayrışmayı ve kutuplaştırmayı körükleyen siyaset anlayışından artık yoruldu ve yıprandı. Toplumun büyük çoğunluğunun mutsuz olarak yaşadığı bir toplum güçlü olamaz. Toplumun büyük çoğunluğunun umudunu yitirmesi, ülkemizin birliği ve ülke ekonomisine en büyük tehdittir. En sıra dışı yeteneklerimiz, yetişmiş beyinlerimiz geleceği yurt dışında buluyorsa Türkiye'nin geleceği tehlikededir. Ayrıştırılmış toplumu yeniden bir araya getirmek ancak %100'ü kucaklayarak mümkün olabilir. Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu ağır şartlar bütün vatanseverlerin birleşmesini gerektiriyor. Onun için biz %100'e talip olacağız. Biz %100'ü kardeş sayacağız. Birbirimize sarıldığımızda, Türkiye'nin gerçek gücünün ortaya çıktığına şahit olacağız.
KUVVETLER AYRILIĞI VE
PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ
Hukuk devleti, parlamenter demokrasi ve kuvvetler ayrılığın' tekrar tesis edeceğiz. İYİ Parti parlamenter demokratik düzenle birlikte hukukun üstünlüğünü sağlayacak, kişi hak ve hürriyetlerinin korunduğu tam demokratik bir Türkiye'nin temellerini atacaktır. 16 Nisan Referandumu Türkiye'de demokratik parlamenter düzeni, kuvvetler ayrılığını ve demokrasiyi yok ederek yerine devletin tüm otoritesinin tek adam üzerinde toplandığı anti-demokratik bir sistemi getirmeyi hedeflemiş ve gayri-meşru yollarla bunu gerçekleştirmiştir. Yasama, yürütme ve yargı erkleri Cumhurbaşkanının mutlak hakimiyeti altında sembolik kurumlar haline dönüşmüş ve ülke bir kişinin iradesine teslim edilmiştir. Herkesin dilinde olan ve söylene söylene değersizleştirilmeye çalışılan "hukukun üstünlüğü' bir lüks ya da fuzuli bir enstrüman değil, devlet olmanın temel öğesidir. Hukuk üstünlüğü yoksa ekonomi gelişmez, adaletli bir gelir dağılımı oluşmaz. Hukuk üstünlüğü yoksa refah ve huzur sağlanamaz. Hukuk olmayan ülkelerde yönetim erkleri kaçınılmaz olarak bozulmaya uğrar. Hukukun üstünlüğü olmayan ülkeler suçluların, vicdansızların, ahlaksızların hükmün girer. Toplumun refah içinde yaşadığı gelişmiş ülkelerde hukukun üstünlüğünün ve adaletin de gelişmiş olması tesadüf değildir. 'Biz üstünlerin hukukuna boyun eğmeyeceğiz, bizler hukukun üstünlüğünü inşa edeceğiz.'
SÜRDÜRÜLEBİLİR,
REKABETÇİ ÜRETİME
DAYALI EKONOMİK BÜYÜME
Türkiye yıllardan beri cari açığa dayanan inşaat sektörüne önceleyen bir tüketim ekonomisi içinde, ekonomimiz rantçı küçük bir azınlığın elinde paramparça hale getirildi. Yanlış ekonomi politikaları ile Türkiye bir borç bataklığına sürüklendi. Borçları finanse etmek için, hükümet kamu mallarını rehin gösterecek duruma geldi. Esasen İYİ Parti'nin amacı, AKP'nin ekonomide yaptıgı hataları eleştirmek değil, 14 seneden beri hakim olan tüketim ekonomisinin yerine üretim ekonomisini koyarak, ekonomide bir başarı hikayesi yazmak olacak.
Üretim ekonomisini inşa ettiğimizde istihdam artacak, işsizlik oranı düşecek. Fabrikalar, işyerleri tekrar çalışmaya, üretmeye başlayacak. Üretime dayalı ekonomik modeli uyguladığımızda cari açık sorununu aşacağız. Bilim ve teknoloji üreten, ürettiği bilimi ve teknolojiyi ihraç eden bir ülke olmayı hedefliyoruz. Ihraç ettiğimiz ürünler içinde ileri teknoloji çoğunlukta olduğunda daha fazla zenginleşeceğiz.
Ekonomide devlet eli ile yapılan büyük israfa son vereceğiz. Şaşalı saraylar dönemi sona erecek. Dışarıdan alınan borçla tüketimi değil, içeride üretim için tasarrufu destekleyeceğiz. YAP-İŞLET-DEVRET modelini YAP-İŞLET-SOY modeline dönüştüren, halkımızın gelecekteki gelirlerini de soymayı hedefleyen sistemi, tekrar YAP-İŞLET-DEVRET modeline çevirerek halkımızın soyulmasını engelleyeceğiz. İYİ Parti, kaderine terk edilerek adeta yok edilen tarım ve hayvancılığımızı da alacağı kararlı önlemler ve geliştirdiği projeler ile canlandıracaktır. Türkiye, tekrar kendi kendisini besleyen bir ülke haline gelecektir.
PARTİ DEVLETİNDEN
MİLLETİN DEVLETİNE DÖNÜŞ
Devleti AKP'lileştirmek adına TSK, MIT, Polis, Jandarma, yargı dahil bütün devlet kurumları önce FETÖ'ye teslim edilmiş, sonra AKP'lileştirilmeye başlanmıştır. Biz devletin siyasi partilerin değil, Türk Halkının olduğuna inanıyoruz. Türkiye'yi en üst seviyede yönetmek için parti sadakati yerine ülkesine sadakat besleyen ve liyakata dayalı bir atama sistemi geliştireceğiz. Türkiye'nin dışarıya göç eden en donanımlı beyinlerini ülkemize geri kazandıracağız. Ülkesine kazandıran yöneticilerin önünü açıp Türkiye'ye kazandıran bir yönetim anlayışım etkin kılacağız. IYI Parti, kimsenin siyasi, dini, toplumsal görüşünü dikkate almadan sadece talip olduğu görevi liyakat ile yapıp yapmayacağı ile ilgilenecektir. Biz devletin; partinin devletinden tekrar milletin devletine dönmesi gerektiğine inanıyoruz. Devlet adil olmalıdır ve eşit davranmalıdır. Koşulsuz sadakate acizler ve suçlular ihtiyaç duyar. Biz icraatlarımız ile projelerimizle ülkenin bağlılığını kazanacağız.
SONUÇ ALAN, MİLLİ VE
ETKİN BİR DIŞ POLİTİKA
AKP, Türk dış politikasını hemen her alanda mağlubiyete sürüklemiştir. Dış politikanın oluşturulmasında, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın kurumsal bilgi ve deneyim desteğini göz ardı eden AKP Hükümetleri, ortaokul bilgisi ve lise heyecanı ile ülkemizi maceralara sürüklemektedir. Ülkemizin dış politikasını belirlemesi gereken temel esas olan MİLLİ ÇIKAR anlayışı tamamen terk edilmiştir. Bunun yerine gerçeklikten kopuk bir yaklaşım, bazı hayaller, kişisel hezeyanlar, garip bağlantılar, abartılı iç ve dış siyaset Saikleri ve AKP etrafında kurgulanan kişisel çıkarlar öne çıkmıştır. AKP'nin dış politikadaki tüm hamleleri başarısızlıkla sonuçlanmaktadır, itibarını ve güvenilirliğini maalesef yitirmekte ve Türkiye kaybetmektedir. AKP izlediği dış politika ile ülkemizi dış dünyanın kötü niyetli ve istismarcı faaliyetlerine açık hale getirmiştir. AKP iktidarının dış politikasına 'popülizm' hakim olmuştur.
AKP, ülkemizin ve devletimizin milli çıkarlarına ve milli güvenliğimize uygun düşen bir milli politika değil, AKP'nin çıkarlarını ve hedeflerini gözeterek bir dış politika izlemiştir. Büyük Atatürk'ün veciz ifadesi olan 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesi on yıllardır Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikasının pusulası olmuşken, sözde 'komşularla sıfır sorun' diye yola çıkanlar, sorunları değil, Türkiye'nin dostlarını sıfırlamışlardır. Bu yüzden ülkemiz uluslararası ilişkilerinde acı ve tehlikeli bir yalnızlık içinde düşmüştür. Erdoğan, dış politikada tutumuna bakıldığında sonuç almak için değil, halkımızı etkilemek maksadıyla 'ey' ünlemli haykırışlarla meydan okumalar almıştır.” (SAFFET KOÇ)


 



Önceki Haber   Sonraki Haber
© 2015 DEMOKRAT GAZETESİ
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.